Flash

6/recent/ticker-posts

"Kırk Yıl Kölelikten Kırık Tebeşire"

 "Kırk Yıl Kölelikten Kırık Tebeşire"


        Ülkemizin yetiştirdiği önemli ilim ve fikir adamlarından Nurettin Topçu, öğretmenliği “ruh sanatkarlığı” olarak tanımlamaktadır. Ona göre öğretmen bilen, öğreten, irşad eden, yol gösteren, terbiye eden; özetle veli, mürebbi ve emin vasıflarına sahip insandır. Ruhların mürşidi, hayatın nazımı ve istikbalin en emin kefilidir.

       Günümüzde öğretmenler; kendisine emanet edilen küçücük yüreklere dokunan, onlara hayaller kurduran, umut aşılayan, tüm zorluklara rağmen daima gülen, güldüren, yıl içerisinde sadece 24 Kasımlarda anılan ama daha sonra unutulan karanlıkla, cehaletle mücadele eden aydınlığın, erdemin, bilgeliğin neferleridir.

       Sosyal yapımızdaki yozlaşma ve derinleşen çürüme, toplumun her kesiminde geniş çaplı bir huzursuzluğa yol açmaktadır. Bu yozlaşmayı ve çürümeyi tersine çevirecek yegane güç olan öğretmenlerimize yönelik şiddet eylemlerinin tırmanışa geçmesi milletimizi ve geleceğimizi uçuruma sürüklemektedir.

        “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen bir medeniyetin evlatları bu kutlu mirası ne zaman ve nasıl kaybetti? İstanbul’un fethinde kendisine sunulan çiçeklerin hocası Akşemseddin’e verilmesini isteyen Fatih’in vefasını, Mısır seferi dönüşünde hocası İbn-i Kemal’in atının ayağından sıçrayan çamurun kaftanını kirletmesi üzerine ”Alimlerin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim için şereftir; öldüğümde bu kaftanı sandukamın  üzerine  örtün.” diyen Yavuz’un muhabbetini,  hocası huzura girdiğinde ayağa kalkarak karşılamayı bir görev bilen Ulu Hakan Abdülhamit Han’ın ”Padişah da olsak, bir alimin huzurunda edep boynumuzun borcudur” hayasını,  engin saygı anlayışını ne zaman ve nasıl kaybettik?

       Son iki günde Türkiye, eğitim camiasını yasa boğan iki büyük sarsıntı yaşadı. Önce Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, eski bir öğrencinin okula pompalı tüfekle girerek etrafa ateş açması sonucu aralarında öğretmenlerin de bulunduğu 16 kişi yaralandı. Henüz bu şoku atlatamamışken, bugün

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinden gelen haber yüreklerimizi dağladı. Ayser Çalık Ortaokulu’na silahla giren bir öğrenci, hedef gözetmeksizin ateş açarak bir öğretmenimizi ve sekiz öğrencimizi hayattan kopardı.    

        Öğretmenlerimizin maruz kaldıkları sadece fiziksel bir saldırı değildir. Mesleğin itibarsızlaştırılması, “veli haklıdır” anlayışının kutsallaştırılması ve şiddetin her geçen gün normalleşmesi, bu saldırıların asıl zeminini hazırlamaktadır. CİMER’e yapılan şikayetler, ardı arkası kesilmeyen soruşturmalar, “benim çocuğum yapmaz / benim çocuğum yalan söylemez / çocuğumun psikilojisi bozuldu” denilerek okulların basılması ve eğitim çalışanlarının tartaklanması öğretmenlerimizin moral ve motivasyonunu düşürmekte, onları vazifelerini yapamaz hale getirmektedir.

       Bu sorunları düzeltmek için öncelikle öğretmenlerimize iade-i itibarın sağlanması, velilerimizin, öğretmenlerimizin rehberlik ve disiplin yetkisine müdahale etmemesi, eğitim çalışanlarına yönelik şiddet cezalarının artırılması, okulların fiziksel güvenliğinin sağlanması gibi tedbirler alınmalıdır. Nurettin Topçu’nun dediği gibi: “Milletin ruhunu yapan muallimdir. Muallimlik, paraya çevrilen bir iş değil, bir ruhun diğer bir ruha nakşolunmasıdır.” Ruhumuzun mimarlarını korumak, aslında varlığımızı korumaktır. Şimdi milletçe öğretmenlerimize ve geleceğimize sahip çıkma zamanıdır.

 

                                       Mustafa YILDIRIM

                    Birlikte Güçlüyüz Platformu Başkanı

Yorum Gönder

0 Yorumlar